Page 12 - 5. Sınıf Peygamberimizin Hayatı 3. Ünite
P. 12

PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUKLAR



          tanımalısın ki daha o söylemeden ne istediğini anlayacak bir duruma gelmelisin. Ona hizmet,
          en çok zevk aldığın şey olmalı!

             — Evet anneciğim. Gerçekten de öyle. O’nun istediği bir şeyi yaparken öyle büyük bir zevk
          alıyorum ki anlatamam.
             — Seven, sevdiğine severek itaat eder; onun isteklerini de büyük bir istekle yerine getirir.
          Allah utandırmasın sevgili Enes’im benim!  18

             Peygamber Efendimizin hizmetine can atan ve görevinin bilincinde olan küçük Enes, ken-
          disine verilen işleri en güzel şekilde yapıyordu. Bir gün “hamza” dedikleri bakla cinsi bir seb-
          zeden topluyordu. Küçük Enes’in (r.a) hamza dedikleri sebzeden topladığını gören Peygam-
          ber Efendimiz (s.a.v) tebessüm ederek “Ey Ebu Hamza” diye seslendi. O günden sonra küçük
          Enes’in (r.a) künyesi “Ebu Hamza” oldu. O da bu künyeyi çok sevdi. Künye bugünkü “unvan”
          anlamına geliyordu. O zaman oralarda künye ile çağrılmak ayrı bir onurdu. Bu yüzden herkesin
          bir künyesi vardı.

             Yine bir gün, Peygamber Efendimiz (s.a.v) önemli bir iş için küçük ve akıllı yardımcısını bir
          yere gönderecekti. Bunu anlayan küçük Enes (r.a), Peygamberimiz (s.a.v) ile karşılıklı konuş-
          mayı biraz daha uzatmak için bir anda “Gitmem!” deyiverdi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de
          tebessüm ederek “Gideceksin.” buyurdu. Kendini çabuk toplayan küçük Enes (r.a), büyükler
          gibi cevap verdi:

             — Benim görevim size hizmet etmektir ya Resulallah! Hemen gidiyorum.
             Küçük Enes (r.a), Peygamber Efendimizin (s.a.v) vermiş olduğu görevi yerine getirmek için
          yola çıktı. Yapacağı işin ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Fakat sokakların birinde oyun oy-
          nayan çocukları görünce oyun ilgisini çekti. Bir an durup onları seyretmeye başladı. Orada ne
          kadar durduğunun farkında değildi.
             Bir anda kadife bir elin, saçlarını okşamasıyla kendine geldi. Başını kaldırıp da Peygamberi-
          mizin (s.a.v) o güzel ifadesi ile karşılaşınca tepeden tırnağa irkildi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)
          tebessüm ederek sordu:

             — Seni nereye göndermiştim ey Enes?  19
             Ne diyeceğini, nasıl  cevap vereceğini bilemeyen küçük Enes (r.a), utancından  kıpkırmızı
          oldu. Hayatı boyunca bu kadar mahcup olduğunu hiç hatırlamıyordu. Ne diyecekti şimdi? Na-
          sıl özür dileyecekti?

             Peygamber Efendimiz (s.a.v), her zamanki gibi yumuşak ses tonuyla sorusunu tekrarladı.
          Enes (r.a) bütün cesaretini toplayarak mahcup bir şekilde Peygamberimize (s.a.v) baktı. Bu
          eşsiz insanı, güzel yüzlü, yumuşak huylu sevgililer sevgilisini çok seviyordu. Öylesine güzel gü-
          lümsüyordu ki güneş bile gölgede kalıyordu. Peygamberimizin (s.a.v) şefkat ve sevgi dolu ba-
          kışları sayesinde,

             — Hemen giderim ya Resulallah, diyebildi.



          18   Zehebî, Siyeru A’lâmü’n-Nübelâ, C 3, s. 266
          19  Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, C 3, s. 194-195.

                                                       64
   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16   17